Güney Avrupa Seyahatim Bölüm II: Cruise Seyahatim ve İtalya!

Aşağı indir

Merhaba okuyucular, geçtiğimiz yazımda sizlere Yunanistanda yaşadıklarımı anlatmıştım. Bu yazımda da Yunanistan – İtalya arasındaki cruise yolculuğumuz ve İtalya’da gördüklerimden bahsedeceğim.

Yunanistan’da zaten ucuza içkilerimizi doldurmuştuk. Valizin dışından bakıldığında bile ne denli dolu olduğu belli oluyordu. İlk kez bu tarz bir şeye bineceğim için biraz da heyecanlıydım ama bir cacık yokmuş, otelden farkı yok. Yalnızca küçücük kamaralarda, istediğin saatte güverteye çıkıp rüzgâr yiyebildiğin bir ortamdasın.

Herkes odasına yerleşti, duş perdesiyle birlikte duşumuzu aldık, (O kadar küçük bir ortam ki, duş perdesiyle birlikte duş alıyorsunuz.) ellerimde şişelerle arkadaşlarımın odasının yolunu tuttum. Zaten sadece 4 kişinin uyuması için yapılmış odada 11 kişi içki içmeye çalışıyoruz. İş bölümüz süper, içkiyi biri dolduruyor, bardakları biri tutuyor, dağıtım da başkasının. Ha bir de Taha var, o şişeden içiyor 😂

Gecenin geri kalanını güvertede geçirdim. Sabaha kadar sohbet ettik ve hayatımın gerçekten en güzel anlarını geçirdim. Sabaha karşı günün doğuşunu görmek, türlü türlü hoca espirileri yapmak, gerçekten yıllar boyu özlemini çektiğim hayat buydu.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sabah, İtalya’nın Ancona limanına varmıştık. Otobüse atladık ve gece kalacağımız Montecatini yolculuğuna çıktık. Yolda gördüğümüz her yapı bize İtalya‘da olduğumuzu hissettiriyordu. Bu nizam, bu düzen… Bütün mimarlar aynı estetik değerleri kullanarak şehrin sanatsal bir bütün olmasını sağlamış. Sırıtan 1 tane bile çarpık yapıyla karşılaşmadım. Bu tatilde otobüs yolculuğunun bazen o kadar da sıkıcı olmadığını gördüm. Arkadaşlarınla saatler boyu şakalaşabildiğin, sıkılırsan köşeye çekilip dizini izlediğin, belki de sevdiğin insanı her yönüyle tanıyabildiğin anlar yaşayabiliyorsun. Montecatini‘ye akşam ulaşmamızdan dolayı gece gezme vakti bulduk.

fesleğen(yeşil), mozarella(beyaz), domates(kırmızı)

Odalarımıza yerleştikten sonraki ilk durağımız pizzacı oldu. Küçük bir şehir turundan sonra dönüp dolaşıp meydandaki pizzacıya geldik ve Margherita pizzamızı yedik. Margherita pizza, İtalya‘nın simgesidir. Pizza’daki fesleğen(yeşil)mozarella(beyaz), domates(kırmızı) İtalyan Bayrağı’nın renklerini oluşturmaktadır.

Yemekten sonra şehir turumuza devam ettik. Dondurma (Gelatto) yemek istiyorduk ancak adam akıllı bir yer bulamamıştık. Bir dükkanda waffle yazdığını gördüm ve çok heyecanlandım, bir tane istedim ama adamın el kadar bir waffle hamuru yapıp üzerine nutella + çilek koyacağını bilmiyordum. Gözünü seveyim ORTAKÖÖY!

Montecatini’de İtalya’nın kekolarını da görme fırsatımız oldu. Ergen bir grup tepeden bağırıyordu. Muhtemelen yanımızdaki kızları gördükleri için çiftleşme sesleri çıkarmaya başladılar. Tabi altta kalamazdım, içimdeki kurdu bir an dışarı çıkarmış olacağım ki mükemmel bir şekilde uludum. Bunu duyduktan sonra yedirememiş olacaklar ki toplu ulumaya başladılar 😂

Santa Maria del Fiore’nin Michaleangelo Tepesi’nden görünümü. Photo by Petar Milošević

Sabah Floransa’ya varana kadar ben ne kadar güzel bir şehire gittiğimizi bilmiyordum. Sadece Hard Rock Cafe olduğundan haberdar olduğum bir şehirdi ama Santa Maria del Fiore‘yi görmemle her şey değişti. Yapımı 140 yıl sürmüş bir şaheser. Hayatımda gördüğüm en mükemmel yapılardan birisi, ama bu sadece başlangıçtı.

Şehrin sokakları arasında yürümeye başladık ve Signoria Meydanı‘na vardık. Burası İtalyan sanatını en doruk noktada hissettiğim, en beğendiğim yer oldu. Meydanda Ammanati‘nin eseri Fontana del Nettuno (Neptün Çeşmesi) vardır. Neptün havuzunun ortasında mermerden yapılmış deniz tanrısı Neptün’ün heykeli, mermer atlar ve etrafında deniz kızları ile erkek deniz tanrıları bulunur. Michelangelo bu çeşme için

 “Ammanati, Ammanati che bel marmo che hai rovinato” (Ammanati, Ammanati yazık ettin güzelim mermer parçasını)

demiştir. Floransa‘da yaratılan hiçbir eser, Floransa’dan çıkmamış, bu yüzden buradaki eserler yüzyıllar boyu korunmuştur.

Davud Heykeli’nin Orijinali Akademi Galerisi‘nde sergilenmektedir. Photo by Jörg Bittner Unna
Nasreddin Hoca, Akşehir

Burada en çok dikkatimi çeken eser Michelangelo‘nun Davut Heykeli oldu. 1504 yılında yapılmış olmasına rağmen muazzam detaylar içeren bir heykel. Heykele yandan arkadan önden baktığınızda Davut’un kasları, ciltteki gerilmeler vs. çok güzel bir şekilde işlenmiş. Sol tarafta Michelangelo’nun şaheseri Davut Heykeli’ni, sağ tarafta da yapımı bu sene biten Nasreddin Hoca Heykeli‘ni görüyorsunuz. Davut Heykeli 400 yıl boyunca bahsetiğim Signoria Meydanı‘nda sergilenmiştir ve şu an orijinal yerinde bir replikası bulunmakta. Orijinal yerinde heykeli incelerken tur rehberimiz çok güzel bir detaydan bahsetti.

Floransa tarihe tanıklık etmiş, yüzlerce sanatçıyı ve eserlerini ağırlamış bir yer. Sanatçılar eserlerini bitirdikten sonra esere şehri gezdirir, en son bu meydana getirir ve tanıtırlarmışMichelangelo‘da eserine bir ay boyunca şehri gezdirmiş, en son yerleştirileceği Signora Meydanı‘na getirmiştir ve her sanatçının yaptığı gibi bir eline heykeli yaptığı çekicini, diğer eline de taşını almış, Vecchio Sarayı‘na yaslanmış ve halkın eleştirilerini dinliyormuş.

Michelangelo’yu ve eserini kötüleyen adamın siması

Bir adam çıkagelmiş, Michelangelo‘ya saydırmaya başlamış. Onun bir sanatçı olamayacak kadar yeteneksiz olduğundan bahsetmiş ve onu küçük düşürmeye çalışmış. Michelangelo “Bitti mi?” demiş ve adam “Bitti” deyince yaslandığı yerden kalkmış ve yürümüş. Arkasında çekici ile işlediği adamın silüeti hala Vecchio Sarayı‘nın duvarında görülebilir ;)

Michelangelo tarihin ilk kapağını yapmış ve olay yerini terk etmiş adeta. Signoria Meydanı‘nın arkasında bizim kapalıçarşının miniği bir çantacılar bulvarı var. Replika çantaları ucuza alabilirsiniz; forma, magnet falan da satıyorlar şansınızı deneyin derim :)

Credits to my dear friend @_bar2_

Floransa şehir gezisinden soluğu Pisa‘da aldık. Çok fazla vakit geçiremedik, zaten Pisa Kulesi‘nden başka atraksiyonu da yok şehrin 😂. Herkes Pisa Kulesi’nin önünde ne kadar marjinal olabilirimin peşinde. Biz de bunu denedik. 😂 McDonald’s’daki tuvalet paralı ve girişteki şapkacılar indirim yapabiliyor.

Bu yazımda Igoumenitsa‘dan başlayıp Adriatik Denizi‘nden Ancona‘ya devam eden ve Italya‘nın Montecatini, Floransa ve Pisa şehrinde geçirdiğim anılarımı anlattım. Bir sonraki yazımda gezimin Fransa bölümünden bahsedeceğim.

[Toplam:3    Ortalama:4/5]