Evvvvvet okuyucular, bu yazım da yine geç gelen bir yazı ama hiç vakit olmadı doğrusu hazırlık yapmaya. Ancak bu gece boş vakit bulabildim. Sizlere dilimin, kelimelerimin yettiğince Amerika’yı -Chicago’yu- anlatmaya çalışacağım. Kahvenizi alıp oturabilirsiniz :)

Chicago, yüksek binalarıyla ve tabiki de soğuğuyla bilinir şüphesiz. Yazın o soğuğu hissetmenin tek yolu Michigan gölünde yapacağınız 5 dakikayı geçemeyen serinleme seansıdır. Neden 5 dakikayı geçemez? Donarsınız. Hayatımda girdiğim en soğuk su olur kendisi. Mayısta 3 kişinin damarlarındaki kanın donmasına sebep olup ölmesine neden olmuş. o.O 40 gün süren tatilimde sadece bir kere girdim. Aslında tam tatil değil. Bir de BIR Training’de Speaking, Grammar, Advanced Writing ve Social Media Marketing dersleri aldım. Çok güzel bir ortamdı. Kesinlikle tavsiye ederim. Yurt dışındaki kursların tadı bir başka oluyor.

Chicago’yu sevmek için birkaç yüz sebep sayabilirim ama ben size sadece gittiğim yerleri tanıtacağım. Bu şehrin vatandaşlarına da Chicagoian deniyor bu arada. Her ilanda, afişte, tabelada Chicagoian‘lara sesleniliyor. Profesyönel bir kameram yok ama telefonumla idare ediyorum şimdilik. Benim bulunduğum bölge Chicago‘nun ünlü Loop‘u ve Lincoln Park civarı.

Millenium Park

Millenium Park, şehrin tam göbeğinde, gökdelenlerin arasında kalmış. O ortamda bile yeşeren bir park. Bu parkın en önemli parçası ise Cloud Gate. İçinde koca bir konser alanı ve su fışkırtan iki kule bulunduruyor. Çocuklar için harika bir oyun ortamı.

Cloud Gate, Millenium Park

Cloud Gate, Millenium Park

Lincoln Park

Normalde Lincoln Park Zoo olarak biliniyor ama tüm bölgeye verilen isim Lincoln Park. Daha çok park kısmından fotoğraflarım var. İçerisinde 1 adet doğa müzesi, 1 adet hayvanat bahçesi bulunduran büyük bir bölge. İçinde de güzel bir göleti var. Sabah yürüyüşlerimin vazgeçilmez yeri. Her tarafında sincap ve ördek görebileceğiniz bir bölge.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Downtown

Şehrin tam anlamıyla içi. 4 farklı tren hattı geçmekte içinden. en yüksek bina 460m civarında. Yukarı bakmak bile sizi yoruyor. Çok hareketli bir yer ve her yerde insanlar var. Gerçekten çok fazla insan var ve asla aksamıyor. Saat kaçta giderseniz gidin sizi insanlar karşılıyor. Kahve içen adamlar yada kadınlar, her yerdeler.

Baseball

Eğer Chicago’da yaşıyorsanız, Baseball izlersiniz. Yani izlemek zorundasınız ya da o tarz bir şey. Diğer sporlardan hep daha öndedir baseball. Chicago Bulls gibi mükemmel bir takımları da olsa baseball hastası bu millet. Şehirde iki tane rakip takım var. Tabiki de ben White Sox‘ı tutuyorum. Burada kala kala nasıl oynanacağını öğrendim :) Bu arada stadın içindeki fotoyu attım instagrama. Sonra beni staddaki büyük ekrana çıkarmışlar. Ordan 2 kız falan buldu beni. Bir süre mesajlaştık. İyi kızlar. Siz de mentionları kullanabilirsiniz ;)

Yemekler

Özel ilgi alanım olur kendisi. Burada da yemek adına baya etkinlik yapılıyor. Başta da Taste of Chicago geliyor. Bütün önde gelen restaurantlar stand falan açıp en iyi yemeklerini satıyorlar vs. Baya büyük bir etkinlik. Ben de beğendiğim lezzetleri sizinle paylaşayım. Dondurma ve çikolata konusunda Ghirardelli‘nin eline kimse su dökemez. Öncelikle bunu bilin. Sonra ise bunların Deep Dish Pizza adını verdikleri pizzaları var. 1 dilimiyle ile doymanız mümkün. Mutlaka deneyin. Sonrasında ise kanatdır ettir yapıyorlar bir şeyler. Hamburger dememe gerek yoktur herhalde. Yoğurtları var. Bizdeki gibi değil. Bildiğin dondurma. Adına yoğurt demişler sadece. Ama tadı çok çok çok çok çok güzel :) Yine denemeniz gereken bir şey.

Bu arada kendinize iyi bakmayı ve gülümsemeyi unutmayın!

[Toplam:1    Ortalama:10/5]