Merhaba değerli okuyucularım, bu aralar biraz çoğaldık sanırım. İstatistiklere baktığımda son yazdığım yazıların ( her ne kadar aylar önce yayınlamış olsam da) diğerlerine göre daha çok etkileşim aldığını görüyorum. Bu gelişme beni çok mutlu ediyor. Okuyucu kitlemin artışı sizlere hitabımı da değiştirecektir elbet. (Parayı bulunca bozdu Umut)

Tabi bunlar hep giriş paragrafı, asıl konuya gelelim. Hepimizin sevgiliden ayrılınca yaşanan pişmanlık, geçen dönem ders çalışılmadığından yaşanan pişmanlık gibi pişmanlıklarımız var, ve elbette ki bunlar için kurulan keşke‘li cümleleri.. Ancak benim keşke‘li cümlelerim bu tür keşke‘ler değil. Geleceğimle alakalı endişelerimi içeren, ve keşke şu bulunduğum durum şöyle olsaydı dediğim keşke‘ler.

Keşke okulda vücudumuzdaki enerjinin kaynağı ATP’nin oluşumu ve sirkülasyonunu öğreneceğime, evimdeki internet ağının nasıl çalıştığını, sorunların nasıl oluştuğunu, ve nasıl çözüleceğini öğrensem.

Okulda öğrendiklerimiz bilgiler, özellikle lisede, temellerin çok üzerinde bilgiler. Belki sayısal okuyan biri olarak biyoloji dersini görüyorum. Ancak yazılımcı olmak isteyen biri olarak, halihazırda aldığım derslerden sadece Matemetik, Fizik, İngilizce, Almanca derslerini görüyor olmak isterdim. Diğer bilgileri tabii öğrenmek isterim. Kültür aktiviteleri çok hoşuma gider, ancak %100 doğru bilmem gerekiyormuş gibi bunların bana dayatılması hiç doğru gelmiyor.

Keşke, okuldan sonra saatlerce, ayrıca hafta sonları dershanede test çözmektense işin ehli yerlerde uzmanlarla işi öğrensem ve çalışmalar yapsam.

Halihazırda her fırsatta işi bilen insanlarla çalışmak istediğim, onlarca yere başvurduğum bir zamanda keşke bu imkanı bana devlet sunsa ve harçlık kazanmama da yardımcı olsa. Bazı insanlar bunu garipsiyor, ancak Boğaziçi Üniversitesi’ndeki Ufuk Hocam bana çok yardımcı oldu.

Keşke herkes onun kadar bir alanda gelişmek isteyen herkese yardımcı olsa.

Bana teknik bir şeyler öğrenmemde yardımcı olmasının yanında bir hayat dersi de verdi kendisi. Öğrenmek isteyenin önünde asla bir engel olmadığını gösterdi. İsteyen herkesin ücretsiz eğitim alabileceğini gösterdi. Bu aslunda muazzam bir şey. Tabii buradan ülkemizdeki bir başka keşke‘ye geçiyorum.

Keşke sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada eğitim ücretsiz olsa.

Çocuk Haklarına Dair Sözleşme Madde 28

  1. Taraf Devletler, çocuğun eğitim hakkını kabul ederler ve bu hakkın fırsat eşitliği temeli üzerinde tedricen gerçekleştirilmesi görüşüyle özellikle:
    1.  İlköğretimi herkes için zorunlu ve parasız hale getirirler;
    2. Ortaöğretim sistemlerinin genel olduğu kadar mesleki nitelikte de olmak üzere çeşitli biçimlerde örgütlenmesini teşvik ederler ve bunların tüm çocuklara açık olmasını sağlarlar ve gerekli durumlarda mali yardım yapılması ve öğretimi parasız kılmak gibi uygun önlemleri alırlar;
    3. Uygun bütün araçları kullanarak, yüksek öğretimi yetenekleri doğrultusunda herkese açık hale getirirler;
    4. Eğitim ve meslek seçimine ilişkin bilgi ve rehberliği bütün çocuklar için elde edilir hale getirirler;
    5. Okullarda düzenli biçimde devamın sağlanması ve okulu terketme oranlarının düşürülmesi için önlem alırlar.
  2. Taraf Devletler, okul disiplininin çocuğun insan olarak taşıdığı saygınlıkla bağdaşır biçimde ve bu Sözleşme’ye uygun olarak yürütülmesinin sağlanması amacıyla gerekli olan tüm önlemleri alırlar.
  3. Taraf Devletler eğitim alanında, özellikle cehaletin ve okuma yazma bilmemenin dünyadan kaldırılmasına katkıda bulunmak ve çağdaş eğitim yöntemlerine ve bilimsel ve teknik bilgilere sahip olunmasını kolaylaştırmak amacıyla uluslararası işbirliğini güçlendirir ve teşvik ederler. Bu konuda, gelişmekte olan ülkelerin gereksinimleri özellikle gözönünde tutulur.

Belki de bu konu milyonlarca kez konuşulmuştur. “Eğitim ücretsiz olmalı. Sağ tarafa UNICEF‘in bu konuda ne görüşte olduğunu koydum. Ortaöğretimi kapsamasa da ilköğretimin ücretsiz olmasını savunuyor. 2015 yılında Diyanete 5,7 Milyar ₺ bütçe ayrıldı.Kaynak Burada “bence” kelimesini kullanmıyorum. Direkt olarak bu bütçenin en az yarısı eğitime yatırılmalı. Bu mümkün olsaydı, yukarıda bahsettiğim şeylerin çoğu bir hayal olmaktansa Avrupalı, Amerikalı, Asyalı ülkelerin hepsine de birer örnek teşkil ederdi. Bildiğim kadarıyla böyle bir eğitim çoğu yerde yok. Bence bu ülkemizin utanması gereken bir durumdur. Bu kadar ahlak bekçiğinin yapıldığı, evlerde kızlı erkekli kalmanın gündem oluşturduğu, dinin vatandaşları ahlaklılaştırma aracı olarak kullanıldığı bu ülkede hâlâ tecavüz haberleri duyuyorsak bu gidişin yanlış olduğunu gösterir. Eğitim, bu konuda hem daha ucuz, hem de etkili bir yöntem. Tabi bunlar kişisel görüşlerim, ileride imam hatiplerden çıkacak yüzbinlerce mezun nasıl iş bulacak onu düşünmek de benim işim değil. Ancak benim model eğitim sistemimde  iş bulmaktansa bulamamak zor olacak. Hem ekonomik kalkınma sağlayacak, hem de ülke sorunlarımıza ilaç olacak bir yaklaşım.

Bu konuları düşünmek için belki yaşım genç, ancak kendi geleceğimden endişelendiğim bu ülkede durmak da hiç mantıklı gelmiyor. Dünya Türk olmaktan gurur duyan, ancak Türkiye’de yaşayanlara acıyarak bakan Türklerle dolu. sizce buna neden olan ne, yani adam neden Harran Üniversitesi yerine Harvard Üniversitesi’nin hayalini kuruyor. Bizim bunu çözmemiz gerek. Belki 20 yıl sonra bu ülkeyi yönetecek kişiler okuyor şu an bu yazıyı. O yüzden olayı iyi anlayıp ona göre çözüm üretmemiz gerek.

Bu arada bahsetmeden edemeyeceğim, hepiniz Serkan İnci’yi tanıyorsunuzdur. Bu yazıyı okuyorsa kendisine de söyleyeyim, tweetlerinden pek haz etmiyorum, çok saldırgan geliyor bana. Tabii işini adabıylar yapıyor ondan bahsetmiyorum da, bana göre değil.  Feedbackımdan rahatsız olmayacağını, hatta kendini geliştireceğini umuyorum. Her neyse Sosyotrend isimli bir program yapıyor kendisi Olay TV’de, tweetlerinde de “Kafa Açıcı” olarak bahsediyor ki, bu hayatımda gördüğüm en güzel yakıştırma. Gerçekten de çok güzel konulara değindikleri, gençleri bilgilendirdikleri. Bilgisayar biliminin geleceğini yarattıkları bir program. İzlemiyorsanız da birkaç bölüm bakabilirsiniz. Tespitleri ve yorumları çok hoşuma gidiyor. Evlenme programındaki Songül’ün repertuarlarını izlemekten zamanınız kalırsa bakmanızı şiddetle tavsiye ederim.

Keşke daha çok Türkçe kaynak olsa.

Evet, bu belki de herkesin en çok yakındığı şey. Özellikle yazılım konusunda Türkçe kaynak, ya çok az ya da ücretli. Bilgi ücretli olmamalı. Bilgi paylaştıkça çoğalan bir yatırım. Forumlar internet üzerindeki en yararlı siteler. Bunların belkide çok iyi destek alması gerek. Şu ana kadar ne öğrendiysem hepsi forumlar sayesinde ve hepsinde topluluğun izleri var. Ben yaşantımı yüzlerce, hatta binlerce farklı insana boçluyum, belki de blogum bu borcumu ödemek için açtığım bir şeydir. Ücretsiz bilgi paylaşımı. Eski eğitimlerimi hala okuyanlar var. Bir konuda Türkçe kaynak oluşturmak, boş zamanlarımda yaptığım en iyi şey. Apertium için de Türkçe kaynak oluşturmaktan çok memnunum. İyi ki de Google bir yarışma yapmış ve bunu kamuya mal etmiş. Topluluk yararına bir şeyler yaptırmış.

Ölümüne özgür yazılım, alayına copyleft

[Toplam:3    Ortalama:4.7/5]

About The Author

Merhabalar, ben Umut Baran ZORLU. İlgi alanlarım Web Tasarım, Programlama, Oyunlar, Müzik ve Sosyal Medya. Beşiktaş Anadolu Lisesi öğrencisiyim. Sitemizde iyi vakit geçirmenizi dilerim. Google+ Sayfam | Twit Kuşum | Feysbuk'um